8 Mart 2014 Cumartesi

Uzun Zaman Oldu

Evet çok ama çok uzun zaman oldu buraya yazmayalı. Olsun zararı yok. Her ne kadar okula gidiyor olsam da. 

İnsanın derdini anlatacağı biri olmaması çok kötü. Kesinlikle yani. Yalnız hissediyorsun bir kere. Sonuçta öyle önüne gelen herkese anlatamıyorsun. Özel biri olması lazım.. Seni anlayan dinleyen, sana bakarken gerçekten eğer problemin kötü yöndeyse seninle üzülen ama eğer mutluysan yani sorun yoksa da seninle havalara uçabilen biri olmalı sırdaşın ya da dert ortağın. 

Benim de öyle bir arkadaşım vardı. Yani hala var ama yanımda değil. Aslında o benim arkadaşım değil. O benim kardeşim, canım, her şeyim, sırdaşım, yol arkadaşım, kankam, her şeyimi bilen tek insan. Çok güzel bir şey öyle bir dostunun olması. 

Okulda da bir sürü arkadaşın oluyor ama bazıları garip. Yani ilk okuldan kalma bir lafla başkasını görünce seni "satanlar". Her okulda illa ki vardır onlardan. Bizim okulda da var. Yani ne bileyim onları çok seviyorum. Arkadaşlarım ama kendimi Pucca'nın deyişiyle "Sevilmemişler Kulübü"nde gibi hissediyorum. Anlarsınız ya hani "sen de bizim dostumuzsun ama önce o". O his çok kötü işte. Kimseye yaşatmamaya dikkat edin. Böyle ezik kalıyorsun. Ama mesela bir de çok tatlı insanlar var. Herkesle konuşan, seninle de konuşan, 24 saatini onunla geçirmesen de konuştuğunda seni anlayan insanlar. 

Ne bileyim. Hayat garip bazen çok yoruyor insanı. Yalnızken de yoruyor. Bazen tüm sorunları tek başına o omuzlarda taşıyamıyorsun. Yanında birileri varken de yoruyor. Kendini düşünemiyorsun bazen.. 

Galiba kısacası hayat biraz zor...!!!

24 Aralık 2013 Salı

Merdivenlerden İnemiyorum!!!

Yok yani olmuyor. İnemiyorum. O merdivenler gözümde büyüyooorr büyüyooorr. Anlatamam. Aslında şöyle ben küçükken merdivenlerden yuvarlandım. O da şöyle oldu. Ben arkadaşlarımla ayağımda terliklerle şapidik şapidik merdivenlerden zıplaya zıplaya iniyordum. Sonra ne olduu ne bittii demeden yuvarlandım merdivenlerin sonuna kadar. Gerisi boşluk.. Hatırladığım dayım beni kucağına almış. Almış diyorum çünkü ben onu yabancı bir adam zannediyordum. 

Yani uzun lafın kısası o gün bugündür merdivenlerden tutunmadan inemiyorum...

3 Aralık 2013 Salı

Hayatım Değişti Desem Yeridir

Şimdi öncelikle bahsettiğim gibi bu sene 10 Kasım'da Pucca'nın imza gününe gittim. O günün sabahı da olaylıydı yani. Zaten geçen haftalarda ailemle takışmaktan başka ne yaşadım ki???

Aslında ben okulun orkestrasındaydım. Piyano çalıyorum da :). Amaaaa ne oldu okulda sadece bir tane org olduğu için ve çalan iki kişi olduğu için hoca öbür kızı seçti -,-. Sözde okula piyano gelecekti ama olmadı işte. Bendeki bütün törene gitme isteği söndü. (Ama sabah 09.05'te saygı duruşunu kaçırmadım. Sadece okula gitmedim) İşte sabah erkenden kalktım her şey hazır. Instagram'a bir sürü salak fotoğraf attım. Sürekli sayfayı yeniliyorum ama ''Pucca'bir şey paylaşmış mı?'' diye. Oradan çıkıyorum Twitter'a bakıyorum falan filan...

İşte evden çıktık. Bizim eve o kadar uzak değil Tüyap. Gittik anaaaammm o neee??? Nasıl kalabalık anlatamam. Girdik sıraya bekliyoruz. Arkamdakilerle sağımdakilerle solumdakilerle hep tanıştım. Konuşuyoruz falan. Ama güvenlikler, görevliler rahat durmuyor. Masanın oradan güvenlik çıkıyor. Ellerini havaya kaldırıyor alkışlamaya başlıyor biz de '' Aha geldi valla geldi'' diyoruz bir başlıyoruz alkışlamaya bağırmaya sonra görevli adam kahkahalarla gülüyor -pislik-. Bunu 2 kere yaptı bize resmen kekledi -,- 


Veee sonunda Pucca'mız geldi. Ama biz nasıl bağırıyoruz. Anlatamam. Yalnız yazmayı unuttum Pucca gelmeyecek deyip gidenler oldu. Hıh salaklar. O heyecanı yaşayamadılar yazıııkk!!! İşte alkışladık, bağırdık.... Ama bana nasıl heyecan bastı anlatamam. Yaşamak gerek o heyecanı... 

5 buçuk saat sonunda ben o sıranın önüne geldim amaaa nasıl heyecanlıyım. Kalp krizi geçirip öleceğim orada. Kardeşimle gittim bu arada ben, oda acıktı. Vır vır beynimi yiyip duruyor. Gittik biz Pucca'nın yanına ( bu arada ben onun kadar tatlı ''Selam, naber'' diyen birini duymadım.) İşte ama nasıl heyecanlıyım konuşamıyorum. Hesapta ona sarılacaktım, kitabımı imzaladığı kalemi alıp anı olarak saklayacaktım... Ama olmadı neden çünkü ko-nu-şa-ma-dım!!! Ama olsun onu gördüm, kitabımı imzaladıktan sonra bana teşekkür ederken ki o gözlerindeki minneti gördüm ya...

Tabii kitap bitti hemencecik.. Doyamadım. Yine okuyacağım. Hep okuyacağım.

Ne bileyim gerçekten bir şeyler oldu. Daha güçlü kalmaya çalışıyorum. Pucca'nın hayatına bakıyorum. O başarmış ben de yapabilirim diyorum. Yani hayatım değişti desem yeridir...


28 Kasım 2013 Perşembe

Selam!!! (28.11.2013)

Şimdi, öncelikle merhaba. Bu ilk yazım olacak :) Umarım bir hata yapmam. Böyle şeylere çok takarım ben. Mesela defterimde eğer tükenmez kalemle bir kelimeyi yanlış yazarsam sırf o kelimeyi düzeltmek için tüm sayfayı yırtan bir tipim yani. 

Bu sene 10 Kasım günü hayatım değişti resmen. Bilmem biliyor musunuz bu yıl 10 Kasım'da PuCCa'nın Ay Hadi İnşallah kitabının imza günü vardı. Ve ben onun hayranıyım. :)
Bence hayattaki tüm gerçekleri her şeyiyle anlatan tek yazar ya da onun değişiyle  blogger. Tabii o kadar bekleyip tam kitabımı imzalatacağım sırada heyecandan elimin ayağımın titremesi, kardeşimin yorulup oturmak istemesi, PuCCa'yla tek kelime konuşamamam, ona sarılamamam hep ayrı şeyler. Hala pişmanım... 
Şimdilik bu kadar... (Umarım yazmaya başladığım günlükler gibi çoook uzun aralıklarla girip yazmam :) )

Benim buraya yazmamı sağladığın için sana çoook teşekkürler PuCCa :)