İnsanın derdini anlatacağı biri olmaması çok kötü. Kesinlikle yani. Yalnız hissediyorsun bir kere. Sonuçta öyle önüne gelen herkese anlatamıyorsun. Özel biri olması lazım.. Seni anlayan dinleyen, sana bakarken gerçekten eğer problemin kötü yöndeyse seninle üzülen ama eğer mutluysan yani sorun yoksa da seninle havalara uçabilen biri olmalı sırdaşın ya da dert ortağın.
Benim de öyle bir arkadaşım vardı. Yani hala var ama yanımda değil. Aslında o benim arkadaşım değil. O benim kardeşim, canım, her şeyim, sırdaşım, yol arkadaşım, kankam, her şeyimi bilen tek insan. Çok güzel bir şey öyle bir dostunun olması.
Okulda da bir sürü arkadaşın oluyor ama bazıları garip. Yani ilk okuldan kalma bir lafla başkasını görünce seni "satanlar". Her okulda illa ki vardır onlardan. Bizim okulda da var. Yani ne bileyim onları çok seviyorum. Arkadaşlarım ama kendimi Pucca'nın deyişiyle "Sevilmemişler Kulübü"nde gibi hissediyorum. Anlarsınız ya hani "sen de bizim dostumuzsun ama önce o". O his çok kötü işte. Kimseye yaşatmamaya dikkat edin. Böyle ezik kalıyorsun. Ama mesela bir de çok tatlı insanlar var. Herkesle konuşan, seninle de konuşan, 24 saatini onunla geçirmesen de konuştuğunda seni anlayan insanlar.
Ne bileyim. Hayat garip bazen çok yoruyor insanı. Yalnızken de yoruyor. Bazen tüm sorunları tek başına o omuzlarda taşıyamıyorsun. Yanında birileri varken de yoruyor. Kendini düşünemiyorsun bazen..
Galiba kısacası hayat biraz zor...!!!

